Oda karanlıktı, sadece Alexa Mills’in teninin parlaklığı aralardaki loş ışıkta göz kırpıyordu. Yarağını eline alan adam, sert ve acımasızca sıkıyor; Alexa amcığını parmaklarıyla hafifçe açarken tükürüğünü sürüyordu içine, şehvetin kokusunu arttırmak için. Küçük masanın üzerine eğilmiş, kaba hareketlerle yavaş yavaş amcığını götüne dayıyordu. Alexa’nın nefesi hızlıydı, kıvrılan diliyle kendi saksoyu yalayarak adamın zevkini yükseltmesine izin veriyordu. Dayanmadan içeri sokmayı deniyordu; sert ve keskin bir kökleme başladı aniden. Her itişte Alexa’nın ince beli titriyor, amcığı gidip geliyordu içindeki dar ve ıslak deliğinde.
Sesler yükseliyor, adam daha da bastırıyordu: “Alamıyosan çek git!” dediği sırada Alexa ağzını açıp yarak ucunu emmeye başladı. Ağzında sıcak ve ıslak halde keleşiyle oynuyor, diliyle havuç gibi sertleşen yarak başını okşuyordu. Ardından sertçe bir hamleyle arkadan girmeye koyuldu; Alexa dizlerinin üstüne kalkmıştı, amcığa sımsıkı sarılmıştı. Dik dik dayadı köklemesini arka kapısına; diken diken oluyordu her girip çıkışta. İnlemesi odayı doldurmuştu; boynuna kadar kızarmış yüzünde bıçkın bir şehvet vardı.
Sonunda bastırarak derinlere inen adam tüm gücüyle sikişi hızlandırdı, Alexa’nın karnına vuran fosforlu ter damlaları eşliğinde vajinasının tam dışında kalan o ısırgan deliğine kadar girdi yavaşça. Kadın inliyerek kendini bıraktı amcığının zalimce darbelerine bırakırken adam da son hamlesini yaptı: Sanki ceketin cebinde sakladığı bütün istekleri dışarı boşaltırmışçasına kulaç atar gibi yarak başıyla vurdu göbeğine defalarca. Sonunda ikisi de titreyerek çöktü halının üstüne; Alexa’nın çığlıkları hala kulaklarda yankılanıyor, adamın saçlarını çekiştirmesiyle bitti orada o vahşi gece…